20 Haziran 2015 Cumartesi

Flynn etkisi

Adına “Flynn etkisi” deniyor – Her neslin IQ testlerinde bir öncekine göre daha yüksek skorlar alması. Giderek daha mı zeki oluyoruz, yoksa sadece farklı biçimde mi düşünüyoruz? 20. yüzyılın biliş’sel tarihine yaptığı bu hızlı gezintide ahlak filozofu James Flynn, düşünce şeklimizin değişmesinin şaşırtıcı (ve her zaman olumlu olmayan) sonuçları olduğunu öne sürüyor.

1980'li yılların başlarında James Flynn'in genel popülasyonun IQ düzeyinde keşfettiği her on yılda bir yaklaşık 3 puanlık artış. Eğer doğruysa, 100 yıl öncesinin ortalama insanı bize göre geri zekâlı olacaktır; aynı şekilde biz de 100 yıl sonrasının ortalama insanına göre geri zekâlı olacağız. Bu artışın, ölçümün bir yan ürünü veya zekâdaki gerçek bir artış olduğu şeklinde çeşitli açıklamalar getirilse de, yaygın kabul gören bir açıklama henüz ortaya atılmamıştır. Bu IQ artışını dengelemek amacıyla test hazırlayıcıları her on yılda bir yeni örneklem seçerek yeni bir norm referansı belirlemektedir.

Gelişmekte olan ülkelerde aralıklı olarak yapılan IQ testlerinde ortalama zekanın ülkenin gelişme hızına oranla arttığı görülüyor. Yani ülke geliştikçe, eğitim iyileştikçe, çocuklar daha iyi beslendikçe zeka artıyor. Gelişmiş ülkelerde ise artış daha yavaş, hatta durma noktasına gelmiş. Bazı Avrupa ülkelerinde artık artış görülmüyor. Yani eğitim ve beslenme öyle bir seviyeye gelmişki artık çocuklar bir önceki nesle göre daha zeki olmuyorlar. Bu insan zekasının sınırlarına ulaştıklarını gösteriyor.

Buradan çıkarılacak birkaç sonuç var, öncelikle geri kalmış ülkelerin durumunu ele alalım; açlıkla mücadele eden, savaşlar, hastalıklar içinde kıvranan ülkelerin zeki bir nesil çıkarması çok güç görünüyor. Zira beslenme ve eğitim kalitesini yükseltmeleri çok güç, dolayısıyla daha zeki nesiller yetiştirmeleri zor. Tıpkı gelişmiş silahları ve gemileri ilk icad edenlerin koloniciliğe başlayıp dünyayı sömürmesi gibi refaha ulaşıp beslenme ve eğitim kalitelerini arttıran ülkelerin çocukları diğerlerinden daha zeki oluyorlar. Bu daha ileri, daha sofistike bir sömürge sistemi anlamına gelebilir. Geri kalmış ülkeler daha uzun süre gelişmiş ülkelerin ucuz işgücü ve hammadde gereksinimleri için sömürülebilirler.

İkinci önemli sonuç ise eğitimi geliştirip, iletişimi arttırıp, bilgiyi daha kaliteli ve ulaşılabilir hale getirip insanın zihinsel kapasitesini daha iyi kullanmamız gerekliliğidir. Belli bir noktadan sonra insan daha zeki hale gelemeyecektir. Bu nedenle iki yönde çalışmalara hız verilmelidir; bunlardan biri kollektif zekadır, ki bunu daha önce ölümsüzlük başlığı altında anlatmıştım, diğeri de yapay zekadır. Biz yeterince zeki değilsek bizden zeki olan bir şeyi yapmak zorundayız, bizden daha çok şeyi bilen, bizden hada hızlı düşünen bir makina yapmak zorundayız. Yoksa bazılarının tapındığı insan zekası bize bir yerden sonra yetmeyecek.

Üçüncü nokta ise bana göre Flynn etkisinin en önemli açılımı, ve çok önemli sorulara yanıt veriyor. İnsan, uzaya çıkacak, DNA'yı çözecek zekayı nereden buldu? Ağaç dallarından laboratuvarlara nasıl uzandık? Evrimsel süreç içinde böyle teknolojileri geliştirebilme potansiyeline sahip bireylerin seçilmesi nasıl sağlandı?

Bizim beynimiz eğitim ve beslenme kalitemizin çok düşük olduğu bir dönemde evrimleşti. Yani beyin kapasite olarak o dönemdeki gereksinimin çok üzerinde gelişti. Neden mi? Çünkü o dönemde en yüzeysel eğitimle en yüksek anlama kapasitesine sahip olmak önemliydi. Aile ve kabile bireylerini en çabuk ve en iyi şekilde anlayıp, kendisine aktarılanı en çabuk öğrenen bireyler daha başarılı oldu. Ama kendileri de pek de zeki olmayan öğretmenler olan kabile üyeleri, bir bireyin hayatta kalması için gerekli bilgileri öğretirken bilinçli ve sistematik bir yol izlemiyorlardı, o kötü eğitim şartlarında hayatın kurallarını en çabuk "kapan" daha başarılı oldu. Yetersiz ve düzensiz bir eğitim sürecinde en çabuk öğrenenler en yüksek beyin kapasitesine sahip olanlardı. 

Bugün o kapasiteyi düzenli ve bilimsel bir eğitimle en üst seviyelerde kullanabiliyoruz. İnsanlığın asırlar boyunca biriktirdiği bilgiyi çocuklarımıza bir kaç yıl içinde verebiliyoruz. Çocuklarımızı çok iyi besliyoruz, hatta hamile kadınlar bile gebelikleri ve emzirme dönemleri sırasında beslenmelerine dikkat ediyorlar. Böylece biyolojik sistem mümkün olan en yüksek verimde çalışıyor. Ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde "yeni nesil pek akıllı" lafını duyuyoruz. İşte bu lafın bilimsel adı "Flynn etkisi"dir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder