13 Ocak 2015 Salı

Ley Hatları

Ley Hatları dünyamızı saran enerji damarlarıdır. Bu enerji hatları üzerinden yoğun bir enerji akışı gerçekleşmektedir. Dünyamızın manyetik hatları bu noktalardır.
Ley Hatları, ilk kez 1921 yılında Batı dünyasında gündeme gelmiştir. Arkeolog Alfred Watkins eski Roma yollarını incelerken, bu yolların aslında daha eski uygarlıkların kullandığı yollar üzerine kurulduğunu görmüştür.Yeni uygarlıklar, eski uygarlıkların önemli merkezlerini kurduğu ley akışlarına sadık kalmıştır. Tarih boyunca Ley akışları üzerine anayollar, kiliseler, mabetler, stadyumlar kurulmuştur.
Alfred Watkins, antik haritalar, yer isimlerinin eski ve yeni diller arasındaki benzerliği ve Çin kitabelerinde adı geçen; su, maden, petrol, yeraltı faylarının tespitinde kullanılan, yaklaşık 6 bin yıldır süregelen bir yöntem olan çatal çubuk yöntemiyle Ley hatlarını tespit etmiş, toprak altında kalan eski uygarlıklara ait yapılara ulaşmıştır. Ley kelimesini ise,”toprağın temizleyici şeritleri” ya da ”çayırlık bölge” anlamında kullanmıştır.
Ley hatları, daha sonraları detaylı şekilde incelenmiş ve bu eski yapıların Avrupa boyunca devam ettiği görülmüştür. Eski medeniyetler, kiliselerini, tapınaklarını, önemli binalarını, dinlenme ve toplantı yerlerini, stadyumlarını enerjilerin güçlü olduğu bu merkezler boyunca inşa etmiştir. Zamanla Hristiyanlar ibadethanelerini bu eski merkezlerin üzerine kurmuşlardır. Türk medeniyetlerinde de aynı şekilde uygulanan bu durum sonucunda, köklü bina ve kiliseler ibadethane olarak kullanılmıştır. Amerika kıtasında Mexico’dan başlayan piramit serisi sanıldığından daha fazladır. Mısır’da bilinenlerin dışında Krallar Vadisi’ndeki piramit serisi, Çin’de bulunan ve gizlenen piramitler ve hatta Anadolu höyükleri içerisinde yapılan mini piramitler, Ley hatlarının yerin üzerindeki işaretçileri gibidir. Çin Seddi de sağlıklı yaşam ve diğer enerjiler için bir blokaj olarak görülmekte ve Çin’de Ley akışlarına Dragon Çizgileri denilmektedir. Uzakdoğu’da uygulanan Feng Shui felsefesinin temelleri de, Dragon Çizgileri’ ne dayanır. Evrenin güçlerini dengeleyerek hayatımızda başarı, sağlık, zenginlik ve mutluluğu elde edebileceğimizi telkin eden Feng Shui öğretisi cansız nesnelerin, mobilyaların ve dünya toprağının canlılara etkisini en iyi hale getirmek için çabalar.
Günümüzde kullanılan paralel ve meridyenler bulunmadan önce haritalarda, çizgiler, akışlar ve bu çizgilerin kesiştiği noktalar kullanılmaktaydı. Piri Reis haritasına baktığımızda, burada bulunan çizgilerin ve kesişim noktalarının dünya enerji haritasındaki çizgi ve kesişim noktalarına uyduğu görülmektedir. Farklı dinler için önem arz eden Kudüs’ün bu hatlar üzerinde olduğu, yine bu hatların kesişip yeryüzünde en çok enerji verdiği noktalarda Kabe ve Mescid-i Aksa’ nın bulunduğu söylenmektedir. Bu binaların kıble olarak kabul edilmesinin açıklaması, o yöne dönülerek yapılan ibadetin, kişinin çakralarının açılması ve temizlenmesine olanak sağladığı düşüncesinden kaynaklandığına dayandırılmıştır.
Arkeolojik kazılarda, Ley akışları üzerinde yerleşmiş eski uygarlıklardan Druidler’e ait bölgede, pil yapımında kullanılan karbon, çinko ve demir çıkarılmıştır. Bu durum, pilin yapımından binlerce yıl öncesinde, Druidler’in Ley akımlarından enerji doldurduğu ihtimalini düşündürtmüştür. Yine aynı şekilde Hindistan’ın Mahabbarata Destanı’nda Ley akışları üzerinde uçan cihazlar tarif edilmektedir. Anadolu’da Ley akışlarının, Truva-Ankara-Nemrut Dağı çizgisinde devam ettiği söylenmektedir. Köklü şehirlerin bu hatlar üzerinde kurulu olduğu ve Türkiye’de çok fazla hattın kesiştiği söylense de bugüne dek yayınlanmış ülkemizdeki Ley akışlarını gösteren bir harita bulunmamaktadır.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder